Malazgirt Savaşı ve Sultan Alparslan

Malazgirt Savaşı ve Sultan Alparslan

26 Ağustos 1071 tarihinde gerçekleşen Malazgirt Savaşı birçok açıdan Türk milletinin kaderini etkilemiştir. Selçuklular bu dönemece kadar kuruluş döneminde de birçok mücadelede bulundular ve zorluklara göğüs gerdiler.Sultan Alparslan

Gaznelilere karşı verdikleri mücadelede üstünlük elde etmeyi başardılar. 1040 yılında yapılan Dandanakan Savaşı da Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu ilan etti. Devletin kuruluşundan sonra bir araya gelen Tuğrul Bey, Çağrı Bey ve Musa Yabgu fetih hareketlerinin batı yönünde yapılmasına karar verdiler. Bundan sonra fetihler hızlı bir şekilde gerçekleşti ve Alparslan’ın tahta geçtiği 1064 tarihine kadar Anadolu’nun kapılarına gelinmişti. Alparslan’da Anadolu’nun fethini destekleyerek, en güvendiği komutanlarının keşif akınlarında bulunmalarını istedi. Karşısında güçlü bir direniş göremeyen Selçuklu orduları birçok Anadolu şehrini fethederek Türkleştirme ve İslamlaştırma hareketlerine başladılar.

Aynı tarihlerde Bizans’ta da taht sorunları yaşanıyordu. Bu sorunlar Kraliçe Eudokia ile evlenen Romen Diyojen tarafından çözüldü. Yeni Bizans İmparatoru 1068 yılında Anadolu seferine çıkarak Türkleri püskürtmeyi denediyse de başarılı olamadı. 1069 ve 1070 yılında yaptığı seferlerde de kayda değer bir başarı elde edemedi.

Malazgirt Savaşı Öncesi Son Durum

Bizans İmparatoru Romen Diyojen Büyük Selçuklu Devleti’ni tamamen ortadan kaldırmak için büyük bir orduyla sefere çıkmaya karar verdi. Bunun için Frank, Ermeni, Gürcü, Germen, Bulgar, Slav, Hazar, Peçenek, Uz ve Kıpçaklardan oluşan bir ordu oluşturuldu ve silah bakımından da eksiksiz hale getirildi.

Bizans’ın sefer hazırlıkları yaptığı bu dönemde Sultan Alparslan Fatimiler üzerine sefere çıkmaktaydı. Sultan’ın karargâhına gelen Bizans elçisi Malazgirt ve Ahlat’ın teslim edilmesini isteyerek İmparatorun sefere çıktığını bildirdi. Bizans elçisini sert bir cevapla gönderen Sultan Alparslan, Fatimi seferini sonlandırarak derhal Anadolu’ya geçme kararı aldı. Önce Musul’a uğrayarak yaşlı ve yorgun askerlerini terhis etti. Yaklaşık 25 bin kişilik ordusuyla harekete geçerek Anadolu topraklarına girdi. Silvan yakınlarındayken Romen Diyojen’in Malazgirt kalesini aldığını ve halkını da kılıçtan geçirdiğini öğrendi.

Harekâtına devam eden Sultan Alparslan yolda yaklaşık 25 bin kişilik kuvvet daha toplayarak mevcudunu 50 bine çıkardı. Fakat Bizans ordusu çeşitli milletlerden oluşuyor ve sayıları 200 bini buluyordu. Selçuklu ordusunun en büyük avantajı tek bir idealde kenetlenmiş Müslüman Türklerden oluşmasıydı. Ayrıca Selçuklu’nun Afşin, Sav Tegin, Danişmend, Saltuk, Mengücek, Artuk ve Tutuk gibi hem Anadolu’yu karış karış bilen hem de savaşta pişmiş tecrübeli komutanları vardı.

Malazgirt Savaşı Öncesi Sultan Alparslan Son Hazırlıkları Yaptırıyor

Alparslan durumu lehine çevirmek için savaşı kendi istediği alana yönlendirdi. Karargâhını Ahlat ve Malazgirt arasında bulunan Rahve ovasına kurdu. Askerilerini tepelere yerleştirerek savaş meydanını kontrol altına aldı. Düşmanın askeri durumunu öğrenmek amacıyla bir heyet oluşturarak barış teklifi götürmeleri için Bizans karargâhına gönderdi. Kendinden çok emin olan Romen Diyojen bu teklifi reddetti.

Sultan Alparslan ordusunu savaş düzenine soktu ve süvarileri ovanın etrafında gizleyerek pusuda beklemelerini sağladı. Kendisi de hassa ordusuyla birlikte merkezde yer alacaktı. Bizans ordusunun da savaş düzenine geçmesiyle iki ordu savaşa hazır hale geldi.

Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te Askerlerine Hitabı

26 Ağustos Cuma günü öğleden önce son denetlemeleri yapan ve gerekli emirleri veren Sultan Alparslan, Cuma namazını tüm askerlerle birlikte kıldı. Ardından da kefenim olarak tabir ettiği beyaz bir elbiseyle askerlerinin karşısına çıkarak şu hitapta bulundu: “Ben, Müslümanların camilerde bizim için dua etmekte oldukları bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşmiş olur, yenilirsek şehid olarak cennete gideriz. Bugün burada ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var; ben de içinizden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım; benimle gelmek isteyenler peşime düşsünler, istemeyenler serbestçe geri dönebilirler.”

Bu konuşmanın ardından taarruz emri verildi ve amansız bir çarpışma başladı.

Malazgirt Meydan MuharebesiMalazgirt Meydan Muharebesi

İki ordunun karşılaşması çok sert oldu. Sultan Alparslan merkezde bulunuyor ve ordunun büyük çoğunluğunu komuta ediyordu. En önde bir er gibi çarpışıyor, canını hiçe sayarak düşman üzerine hücum ediyordu. Vaktin tamam olduğuna karar veren Alparslan, ricat emri vererek sağ ve sol cenahların geri çekilmesini emretti. Bu geri çekilmeyi zafer olarak gören Romen Diyojen tüm birlikleriyle umumi hücuma geçti. Fakat çembere alındıklarını anlaması da çok uzun sürmemişti. Ovada pusuda olan süvariler bir anda hücuma geçerek düşmanın kanatlarına bindirdiler. Ricat harekâtı durduruldu ve Selçuklu kanatları geri dönerek düşman merkezini çembere aldılar. Soydaşlarıyla çarpıştıklarını anlayan Peçenek ve Uzların Selçuklu tarafına geçmesi de savaşın Bizans aleyhine devam etmesinde etkili oldu. Durumun kontrolden çıktığını anlayan Romen Diyojen kaçmaya çalıştıysa da başaramadı. Öğle vaktinden geceye kadar devam eden savaşta Bizans kuvvetlerinin büyük bir kısmı imha edildi ve bir o kadarı da esir alındı. Bu esirler arasında Bizans İmparatoru da bulunuyordu.

Malazgirt Savaşı’nın Sonuçları

Zaferden sonra Bizans İmparatoru Sultan Alparslan’ın huzuruna getirildi. Alparslan imparatora bir esir muamelesi yapmayarak konukseverliğini ve alicenaplığını gösterdi. Malazgirt savaşı sonucunda Romen Diyojen ve Alparslan arasında aşağıdaki şartları içeren bir anlaşma imzalandı.

  1. Bizans her yıl 360 bin altın vergi ödeyecek.
  2. Tüm Müslüman esirler serbest bırakılacak.
  3. Bizans istendiğinde Selçukluya askeri yardımda bulunacak.
  4. İmparatorun kızı Sultan’ın oğlu ile evlenecek.
  5. Urfa, Antakya, Malazgirt ve Menbiç Selçuklu’ya bırakılacak.
  6. İmparator kurtuluşu için 1,5 milyon altın ödeyecek.

Malazgirt Savaşı’nın Önemi

Malazgirt Savaşı Anadolu’nun kapılarını Türklere açarak tarihimizdeki dönüm noktalarından biri olmuştur. Bu zafer Bizans ordularını büyük oranda imha ettiğinden, ilerleyen yıllarda fetih hareketleri hızla ilerlemiştir. Türk orduları direnişle karşılaşmadan, kısa sürede Marmara kıyılarına kadar ilerleyerek Bizans’ın Anadolu topraklarını fethettiler. Fethedilen yerlerde beylikler kurularak, buraların Türleşmesi ve İslamlaşması sağlandı. Malazgirt Savaşı Türk tarihindeki şanlı zaferlerden biri olarak tarihe altın harflerle geçti.

Yazar Hakkında
Toplam 32 yazı
Sergen Demirtaş
Sergen Demirtaş
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara