Kıbrıs Barış Harekatı

Kıbrıs Barış Harekatı – Beklenen Türk Geldi

Kıbrıs Adası Akdeniz’deki stratejik konumuyla ön plana çıkmaktadır. Tarih boyunca onlarca devletin eline geçmiş ve birçok millete de ev sahipliği yapmıştır. 1571 yılında Osmanlı tarafından fethedilen ada, 1877-78 Osmanlı-Rus harbinden sonra verilecek diplomatik yardıma karşılık İngilizlere bırakılmıştır. 1923’te de Lozan Barış Anlaşması ile tamamen İngiltere’nin yönetimi altına girmiştir. İngiltere yönetimindeki adada Rum ve Türkler beraber yaşamaktaydı. Rum tarafının ENOSİS hayalleri ve Türkleri adada istememesi birçok soruna neden oluyordu. Fakat İngiltere sorunları çözmektense, görmezlikten gelerek adayı sadece kendi çıkarları doğrultusunda kullandı. Tüm bu sebepler Kıbrıs Barış Harekatı için birer neden haline geldi.

Kıbrıs Barış Harekatı Öncesi Adanın DurumuKıbrıs Çıkarması

Kıbrıslı Rumlar ENOSİS ülküsünü (Yunanistan’la Birleşme) her zaman hedefliyor ve bu amaç doğrultusunda kurulan EOKA örgütüne destek veriyorlardı.

15 Ocak 1950 yılında yapılan referandum ile Kıbrıs, Yunanistan ile birleşme kararı aldı. Fakat İngiltere’nin bu kararı kabul etmemesi üzerine konu Birleşmiş Milletler gündemine taşındı. Yunanistan’ın ve Kıbrıslı Rumların yürüttüğü diplomatik hamleler başarıya ulaşamadı. Bunun üzerine şiddete başvurmaya karar veren Rumlar EOKA adındaki terör örgütünü kurdu. Bu örgütün başında Yunan Albay Grivas bulunuyordu. Şiddet olaylarına başlayan EOKA yüzünden 33 Türk köyü boşaltılmak zorunda kaldı. Bunun üzerine Türk tarafı adanın taksim edilmesinden yana tavır koydu.

Yapılan diplomatik hamleler sonucunda 1959 yılında Zürih ve Londra anlaşmaları imzalandı. Bu anlaşmalar neticesinde adada Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla bir devlet kurulacak ve yönetimde Rumlar ve Türkler yer alacaktı. Adanın garantörlüğünü de Türkiye, İngiltere ve Yunanistan yapacaktı.

Akritas Planı ve Türklere Soykırım

1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştu. Fakat dönemin Cumhurbaşkanı Makarios Türklere verilen haklardan rahatsızdı. Bunun üzerine anayasada 13 maddelik değişiklik yaparak, Türklerin birçok hakkını ellerinden aldılar. Türk tarafını temsil eden Dr. Fazıl Küçük bu değişikliği kesin bir dille reddetti.

Rumlar anayasada yaptıkları değişikliğin reddedilmesi üzerine sistematik şiddet eylemlerine başladılar. Aslında bu plan en başından yapılmıştı ve Akritas Planı adı veriliyordu. Bu planın amacı adayı ele geçirmek değil, adayı Türklerden tamamen temizlemek üzerine kurulmuştu. Yapılan soykırım ve saldırılar neticesinde Türkler adanın yalnızca %3 lük bir kısmına sıkışmak zorunda kaldı. 1963 sonunda gerçekleştirilen ve tarihe Kanlı Noel olarak geçen saldırılarda binlerce Türk öldürüldü ve işkenceye tabi tutuldu. Gözü dönmüş Rumlar kadın ya da çocuk ayırt etmeden tüm Türkleri katlediyordu. Bu olaylardan sonra adada garantör devletlerin yer aldığı Barışı Koruma Kuvveti oluşturuldu. Ada Lefkoşa’dan ikiye ayrılarak “Yeşil Hat” belirlendi.

1967’de ENOSİS Hareketi Tekrar Ortaya Çıktı

1967 yılında Yunanistan’da hükümet değişikliği meydana geldi ve tekrardan ENOSİS umutları yeşerdi. Önce Türkiye ile mutabakata varmaya çalışan Yunanistan, istediğini alamayınca EOKA’nın tekrar saldırıya geçmesini istedi. EOKA Boğaziçi ve Geçitkale köylerine saldırarak yeni katliamlara başladı. Tam bu sırada saldırıların devam etmesi halinde adaya müdahale edeceğini açıklayan Türkiye’nin bu hamlesi başarılı oldu ve saldırılar kesildi. Türk hükümeti politik hamlelerde Yunanistan’ın adadaki askeri varlığını çekmesini de sağladı.

Kıbrıs Barış Harekatı yapılmadan hemen önce EOKA ve Makarios arasında anlaşmazlık meydana geldi. Türklerden hemen kurtulmak ve ENOSİS’i gerçekleştirmek isteyen EOKA yöneticileri Makarios’a darbe yaparak adadaki yönetimi ele geçirdiler. Bu durum Türkleri yeniden zor durumda bıraktı ve yeni saldırılara kapı araladı.

Kıbrıs Barış Harekatı Başlıyor

1960 yılında imzalanan anlaşmalara göre Türkiye’nin adaya müdahale hakkı bulunuyordu. Öncelikle İngiltere’ye ortak müdahale için çağrıda bulunuldu. Fakat bu çağrıya net bir yanıt alınamıyordu. İngiltere’nin oyalamalarına daha fazla dayanamayan Türkiye’nin 20 Temmuz 1974 tarihinde aldığı kararla Kıbrıs Barış Harekatı başladı.

20 Temmuz günü şanlı Türk ordusu Kıbrıs Adası’na çıkartma yapmaya başladı. Kıbrıs semalarını Türk uçakları süslüyor, bir yandan indirme yapılırken bir yanda da Rum birlikleri bombalanıyordu. 33 gemilik donanma ilk hedef olarak Girne Pladini plajını seçti. Öncelikle karaya çıkan SAT komandoları güvenliği sağladı ve ardından da yol üzerindeki Rum birliklerini püskürtmeye başladılar.

Türk Ordusu İlerliyor

Donanma bir yandan sahil güvenliğini sağlayarak çıkartma yaparken, Türk savaş uçakları da düşman mevzilerini bombalıyordu. Askerlerimiz Beşparmak Dağlarına ulaştıklarında hava kararmak üzereydi ve bu durum birçok yönden tehlike arz ediyordu. Karanlıkta askerimizin havadan ve donanmadan destek alma şansı kalmamıştı. Rum birlikleri önceden hazırlanan mevzilere yerleşmiş ve yaklaşmakta olan Türk askerini bekliyordu.

Askerimiz yaklaştıkça Rum birlikleri ağır topçu atışına başladı ve makineli tüfeklerle de askerimizin yaklaşmasına izin vermedi. Beşparmak dağlarında sıkışan komandolarımız hava desteği talep ettiler. Fakat bu imkânsızdı. Havadan yapılacak bombardıman kendi askerimizin ölümüne de neden olabilirdi. Yapılacak tek şey gün aydınlanana kadar dayanmaktı. O gece şanlı askerimiz Beşparmak dağlarında destansı bir direniş verdi. Ağır bombardımana, makineli ateşine rağmen gerilemedi ve birçok mevziiyi de ele geçirmeyi başardı. Fakat askerimizin mevzilere yerleşmesi uzun sürmedi. Rumları destekleyen Yunan birlikleri komandolarımızı sıkıştırmış ve ağır ateş altında tutuyordu. Kimsenin kafasını dahi çıkarma ihtimali yoktu. Mevzilerin terk edilmesi geri adım atmak olacaktı ve çıkartma yapan askerlerimizin güvenliğini ve moralini bozacaktı. İşte tam bu esnada beklenen yardım geldi ve Türk savaş uçakları günün aydınlandığı ilk anda daha bombardımana başladı. Artık zor durumda olan taraf Rumlardı. Gerilemeye ve mevzilerini de bir bir kaybetmeye başladılar. Şanlı ordumuz Rumları püskürtmeyi başarmış ve çıkarmanın güvenliği de sağlanmıştı. Donanma ile karaya çıkan ve havadan paraşüt çıkartması yapan askerlerimiz birleşerek Girne-Lefkoşa yolunu tamamen ele geçirdiler.

Harekâtın 3. gününde Yunanistan’daki cunta hükümeti ve Rum lideri Sampson istifa ettiler. Ardından İngiltere, Yunanistan ve Türkiye arasında görüşmelere başlandı. Bu esnada ateşkes yapılmasına rağmen Rumlar Türk köylerini basarak çocuk, kadın veya yaşlı demeden tüm Türkleri öldürüyorlardı. Cenevre’de yapılan görüşmeler Rumların haince yaptıkları saldırıları durduramadı. Bunun üzerine 14 Ağustos’ta II. Kıbrıs Barış Harekatı başladı.

Kıbrıs’ta Türk Damgası

14 Ağustos günü 28. ve 29. Tümenlerimiz doğuya doğru taarruza geçti. 39. Tümen stratejik önemi bulunan İngiliz Tepe’ye saldırdı. İngiliz Tepe çok kısa sürede ele geçirildi. 28. Tümenin başarılı taarruzu sonucunda Mia Milia ele geçirildi. Ardından Timbu Havaalanı alındı.

Türk ordusu hızla ilerlerken Rumlar katliamlarına devam ediyorlardı. Ordumuz katliam yapılacağı haberleri üzerine Paşaköy ve Serdarlı köylerine yöneldi. Rum birliklerinden önce buraya varmayı başaran Mehmetçik halk tarafından sevinç ve gözyaşlarıyla karşılandı. İşte sonunda beklenen Türk gelmişti. Kıbrıs’a yardım elini uzatmıştı. Bu mezalime karşı duracak bir ordu varsa o da Türk’ün şanlı ordusuydu ve o da buradaydı.

Kıbrıs Türklerinin güvenliğini sağlayan birliklerimiz harekâta devam ederek Lefkoşa, Magosa ve Lefke hattının kuzeyini tamamen ele geçirdi.

Kıbrıs Barış Harekatı Yunanistan’ın ENOSİS hayalini tamamen ortadan kaldırdı. Bu harekâtla Kıbrıslı Türkler özgürlüklerine kavuştular ve katliamlardan kurtuldular. Harekâtta 498 Türk askeri ve 70 mücahit şehit oldu. Ayrıca 270 Kıbrıs Türk’ü de hayatını kaybetti. Kıbrıs Barış Harekatı Türkiye’nin, yurttaşlarının canı için her zaman savaşmaya hazır olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.

Yazar Hakkında
Toplam 32 yazı
Sergen Demirtaş
Sergen Demirtaş
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara