Hamidiye Gemisi ve Rauf Orbay

Hamidiye Gemisi ve Rauf Orbay

Tarihler 1913’ü gösterdiğinde bütün dünya bir Türk gemisini konuşuyordu. Hamidiye gemisi Balkan Savaşı’nda adeta destan yazıyordu. Rauf Orbay komutasındaki kruvazör savaş boyunca tek başına, bir donanma gibi hareket etti ve düşmanın birçok gemisini imha etmeyi başardı. Düşman sahillerini vurdu, çekildi ve bunu defalarca tekrarladı. Sonunda da 7 ay 24 günlük harekâtını başarılı bir şekilde tamamlayarak İstanbul’a döndü.

Rauf Orbay, II. Abdülhamit devrinde yetişmiş, eğitim görmesi için ABD’ye gönderilmiş subaylardan biridir. ABD’de aldığı denizcilik eğitimleri birçok konuda kendisini geliştirmesini sağladı. 1913 yılında Hamidiye gemisi ile yaptığı destansı mücadele ise adını unutulmayacak bir şekilde hafızalara kazıdı.

Hamidiye Gemisi Destan YazıyorRauf Orbay ve Hamidiye Gemisi

Hamidiye gemisi yıllardır harp akademilerinde anlatılarak, birçok ülkede kaynak olarak kullanılmaktadır. Kaynakların bazıları Hamidiye’nin mücadelesini korsan savaşı olarak nitelese de, durum bu şekilde açıklanabilecek kadar basit değildir. Hamidiye kruvazörü dönemin harp tekniklerine yenilik getirmiştir. Bir geminin koca bir donanma gibi hareket edebileceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır.

Hamidiye Gemisi ve Yaptığı Akınlar

Hamidiye gemisi 14 Ocak 1913 günü Çanakkale boğazından ayrılarak, 7 ay 24 gün sürecek akınlarına başladı. Önce Yunanların elinde bulunan Sisa (Syros) adasına gelerek bombardımana tuttu. Bir Yunan kruvazörünü yaraladı. Adadaki cephane fabrikalarını ve depoları tamamen imha etti. Ardından Girit adası önlerinde göründü ve gövde gösterisinden sonra Beyrut limanına demirledi. Ardından Süveyş önlerine ilerledi ve buradan İstanbul ile irtibat kurdu. Kömür ihtiyacını gidermek için yola çıktı fakat korkunç bir fırtınaya yakalandı. Bunu atlatan Hamidiye gemisi Malta limanına demirledi ve kömür tedarik etmeye başladı. Normalde Malta’da 1 gün kalabilecekken Rauf Orbay’ın politik hamleleri sayesinde 3 gün kalarak 450 ton civarında kömür almayı başardı.

Kömür tedarikinden sonra Beyrut’a dönen Hamidiye buradan 50 ton cephane ve 10 bin altın alarak Arnavutluk’taki birliklere ulaştırmak üzere yola çıktı. Bu yardımın ulaştırılması için İyon denizinden geçilip, Yunan sahasına girilmesi ve Arnavutluk limanına ulaşılması gerekiyordu. Bu günlerde Hamidiye akınlarından iyice bıkmış olan Yunanlar da 3 kruvazörü Hamidiye’nin peşine takmıştı.

Hamidiye’nin Liman Baskını Tüm Dünyada Yankılandı

12 Mart’ta İyon denizinde hareket eden Hamidiye, Leros isimli Yunan gemisiyle karşılaştı. Bu gemiyi mahmuzlayarak batırdı ve yoluna devam etti. Yunanların Şirkin limanı önüne geldi ve yoğun bir bombardımana başladı. Limanda bulunan tüm Yunan gemileri isabet aldı ve 6 tanesi de battı.  Bu Yunanlar için çok büyük bir kayıptı. Hamidiye’nin bu başarısı tüm dünyada yankılandı.

Kömür tedariki için İskenderiye limanına ilerleyen Hamidiye, büyük bir coşku ve sevinçle karşılandı. Halk Hamidiye’nin batırılması imkânsız, olağanüstü güçlerle donatılmış bir gemi olduğuna inanmaya başlamıştı. Birçok yerde aynı anda başka yerlerde görüldüğünden, çok hızlı hareket ettiğinden ve adeta uçtuğundan bahsediliyordu. Aslında mücadelesinin en önemli ayağı halka ve devlete moral vermek oldu.

Hamidiye İstanbul’a Dönüyor

Hamidiye gemisi Akdeniz’de, Ege’de ve İyon denizinde yaptığı akınlara devam etti. Fakat yavaş yavaş arızalar çıkmaya da başlamıştı. O yıllarda 10 yaşında olan gemiye bakım yapılması gerekiyordu. Buna rağmen akınlarına aralıksız devam ederek, moral veren mücadelesini sürdürdü. Artık gemideki teknik sorunların mürettebat tarafından çözülemeyecek duruma gelmesi üzerine İstanbul’a doğru hareket etti.

7 Eylül günü büyük bir sevinç ve coşkuyla İstanbul halkı tarafından karşılandı. İstanbul’daki tüm gemiler sancaklarını çekmiş ve bu kahramanı selamlıyorlardı. Hamidiye gemisi ve onun şanlı süvarisi Rauf Orbay görevlerini yerine getirerek eve dönmeye muvaffak olmuşlardı.

Hamidiye gemisinin en önemli başarısı, Balkan savaşlarında başarılı olamayan ve bu dönemde denizlerde sürekli yenilen Osmanlı’ya moral vermiş olmasıdır. Tüm Türk halkı yıllarca bu destansı mücadeleyi unutmadı ve saygıyla anmaya da devam etti.

Hamidiye’nin Sonu

Türk halkı Hamidiye’yi unutmayarak, bu destansı mücadeleyi dillerden dillere dolaştırsa da Cumhuriyet hükümetleri aynı saygıyı gösteremedi. Gemi 1964’te hurdaya satıldı ve 1966 yılında da sökülerek jilet yapımında kullanıldı.

Hamidiye de Nusret gibi, Bandırma gibi kaybolan değerlerimizden oldu. Dünyanın birçok yerinde daha az küçük başarılar kazanmış gemileri dahi görebilir ve ziyaret edebilirsiniz. Fakat biz destan yazan gemilerimizi hurda parasına satmayı tercih ederek, şanlı tarihimize sahip çıkamadık!

Yazar Hakkında
Toplam 32 yazı
Sergen Demirtaş
Sergen Demirtaş
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara