Büyük Selçuklu Devleti Tarihi

Büyük Selçuklu Devleti Kuruluşu, Tarihi ve Yıkılışı

Büyük Selçuklu Devleti 1037 yılında yapılan Serahs Savaşını kazanarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Kısa sürede büyüyen ve genişleyen Büyük Selçuklu Orta Asya’dan Anadolu içlerine kadar çok büyük bir alanda hakimiyet kurmuştur. Döneminin süper gücü haline gelen Selçuklular 1092 yılında çıkan taht kavgaları nedeniyle zayıflamaya başlamıştır. Bağlı eyaletlerin bağımsızlığını ilan etmesiyle dağılmış ve arkasında birçok devlet ve Türk beylikleri bırakmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti  – Kuruluş Öncesi Durum

Selçuklular Oğuz’un Kınık boyuna mensuptur. Devletin ismi Tuğrul ve Çağrı Beylerin dedesinden gelmektedir. Selçuk Bey Oğuz Yabgu Devleti’nde görevli bir komutandı. Oğuz Yabgusu ile anlaşamayınca obasıyla birlikte batıya göç etmeye karar verdi.

Cend şehrine gelen Selçuk Bey burada hakimiyet sağlayarak, otoritesini genişletti. Selçuk Bey’in ve Kınık boyunun Müslüman olması da bu döneme rastlamaktadır. Cend şehrinde hakimiyeti eline geçiren Selçuk Bey, Oğuz Yabguluğundan ayrılarak bağımsız hareket etmeye başladı. Vergi vermeyeceğini ve Müslüman olmadıkları için Oğuz Yabgu Devletiyle cihat edeceğini de belirtti.

Gücünü iyice arttıran Selçuk Bey Horasan havalisine gelerek buraya yerleşmeye karar verdi. Selçuklular artık Karahanlılar ve Gazneliler tarafından yerel bir güç olarak tanınıyordu.

Selçuklularda Arslan Yabgu Dönemi

Tarihler 1009 yılını gösterdiğinde Selçuk Bey vefat etti ve yerine de büyük oğlu Arslan Yabgu geçti. Karahanlı ve Samani mücadelesinden yararlanan Arslan Yabgu Samanilere yardım etti ve bunun karşılığında Semerkand yakınlarında bulunan Nuh köyünü yurt olarak aldı. Samanilerin yıkılmasıyla oluşan boşluktan yararlanan Arslan Yabgu hakimiyet alanını genişleterek, Karahanlılarla karşı karşıya geldi.

Arslan Yabgu Karahanlı iç meselelerini de fırsat bilerek otoritesini arttırmak istiyordu. Bu adımlar Büyük Selçuklu Devleti yolunda birer basamak oldu. Arslan Bey Karahanlı varisi Ali Tigin’i destekleyerek tahtı ele geçirmek için başlattığı mücadelede yardımcı oldu. 1021 yılında Selçuklu lideri Arslan Bey ve Ali Tigin birlikte Buhara şehrini ele geçirdiler. Bu sayede Selçuklu otoritesi çevre ahalide hissedilir hale geldi.

Arslan Yabgu’nun etkin siyaseti ve stratejik hamleleri bölgedeki devletleri tedirgin etmeye başlamıştı. Gazneli Mahmut Selçuklularla savaşa girmek yerine hileye başvurarak Arslan Bey’i esir etti. Sözde Arslan Bey onuruna ziyafet düzenleyen Gazneli Mahmut Arslan Bey ve oğlu Kutalmış’ı Kalincar Kalesi’ne kapattı. Tüm Selçuklu maiyetini de kılıçtan geçirdi. Arslan Yabgu uzun süre kaldığı Kalincar Kalesi’nde 1032 yılında vefat etti. Oğlu Kutalmış ise bir yolunu bularak Kalincar kalesinden kaçmayı başardı.

Selçuklu’nun tam güçlendiği ve tarih sahnesini çıktığı bu dönemde hileyle lidersiz bırakılması eski gücünü kaybetmesine neden oldu. Kınık boyunu ve Selçukluyu düştüğü bu durumdan kurtaranlar Selçuk Bey’in diğer oğlu Mikail’den olan Tuğrul ve Çağrı Beylerdi.

Selçuklu Devleti’nin kuruluş sürecini tamamlayan bu ikili Türk tarihini değiştirecek olayların mimarı oldular. (1)

Tuğrul ve Çağrı Bey Dönemi

1030 yılından beri liderliği üstlenen Tuğrul ve Çağrı Beyler dağılmış halde bulunan beyliği tekrar topladılar. Selçuklular lidersiz kalmanın bedelini ağır ödemiş ve eski güçlerini tamamen kaybetmişlerdi. Tuğrul ve Çağrı Bey boyun tekrar güçlenmesini sağlayarak bağımsızlık yolunda yeni adımlar attılar.

Bulundukları mevkiden hoşnut olmayan Selçuklular Horasan’a göç ederek yerleştiler. Horasan Gazneli topraklarında bulunuyordu ve bu hareket Gazneli Sultanı Mesud tarafından hoş karşılanmadı. En başta tepkinin artmaması için bağlılıklarını bildiren Selçuklular ileri harekâta da devam ettiler. Merv ve Nesa şehirlerini de ele geçirdiklerinde Sultandan yerleşme izni istediler. Bu durum Gazneliler açısından işgal hareketi olarak görüldü ve Selçuklu üzerine büyük bir ordu gönderildi.

Nesa şehri yakınlarında karşılaşan iki ordu arasında bir meydan muharebesi cereyan etti. Selçuklu’nun hafif süvarileri üstünlük sağlayınca Gazneliler büyük bir hezimet yaşayarak geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu zaferin üzerine Sultan Mesud Selçukluların ele geçirdikleri şehirlere yerleşmelerine izin verdi.

Selçuklular yerleşme izni almalarına rağmen ileri harekâtlarını durdurmadılar ve yeni şehirler ele geçirmeye başladılar. Bu sefer çok daha büyük bir ordu hazırlatan Sultan Mesud, Selçukluların tamamen imha edilmesini emretti. İki ordu bu kez Serahs yakınlarında karşılaştı ve büyük bir meydan savaşı yaşandı. Bu savaştan zaferle ayrılan Selçuklular, bağımsızlıklarını da ilan ettiler. 1037 yılındaki Serahs Savaşı Büyük Selçuklu Devletinin kuruluş fermanı oldu.

Selçuklu Devleti’nin Büyük Kağanı Tuğrul Bey seçildi. Tuğrul Bey kardeşi Çağrı Bey’e ve amcası Musa Yabgu’ya da ortak kağanlık verdi. Herkes kendi bölgesinde bağımsız hareket edebilecekti. Başkent Nişabur olarak belirlendi ve başkentin hakimiyeti Tuğrul Bey’e verildi.

Selçuklu’nun kendi topraklarında bağımsızlık ilan etmesini kaldıramayan Sultan Mesud, büyük bir ordu hazırladı ve bizzat kendisi sefere çıktı. Dandanakan denilen mevkide iki devletin kaderi belirlenecekti. (2)

Dandanakan Savaşı – Büyük Selçuklu Kök Salıyor

1040 yılında gerçekleşen Dandanakan Savaşı Gazneli ve Selçuklu ordularının karşılaştığı en büyük savaştır. 100 bin kişilik ordusuyla Selçuklu Devleti üzerine giden Sultan Mesud önce Nişabur şehrine girdi. Şehrin savunulamayacağı anlaşıldığından Selçuklular burayı terk etmiş ve vur-kaç taktiğiyle Gazneli ordusunu yıpratmaya başlamıştı. Selçuklu saldırıları Gaznelilerin erzak tedarik etmesini engelliyordu ve su sıkıntısı da baş göstermişti. Su ve erzak tedariki için Merv şehrine ilerleyen Gazneliler Dandanakan önlerine geldiklerinde Selçuklu taarruzuyla karşılaştılar. Selçuklu taarruzuna karşı koymaya çalışan Gazneli ordusu su kuyularına ulaşmaya çalışıyordu.

Su kuyularına ulaşamayan ve iyice bitkin düşen Gazneliler taarruzlara daha fazla dayanamayarak çekilmeye başladı ve bu esnada da büyük kayıplar verdi. Sayıca çok üstün olmalarına rağmen Selçukluların vur-kaç stratejisi karşısında tutunamamışlardı. Sultan Mesud maiyetiyle birlikte savaş alanını terk etti ve Hindistan’a doğru kaçtı. Bu savaş Gaznelilerin otoritesini yıkarken, Büyük Selçuklu çağını başlatmıştı.

Büyük Selçuklu Devleti Türk Dünyasının Yegâne Gücü Haline Geliyor

Dandanakan Savaşı’ndan sonra Gazneli otoritesini tamamen yıkan Büyük Selçuklu, Karahanlıların da zayıflamasıyla Türk dünyasının yegâne gücü haline geldi. Gazneli Hükümdarı Mesud’un Hindistan’a kaçmasını fırsat bilen Selçuklular Gazne’ye girerek devlet hazinesini de ele geçirdiler. Bu sayede ihtiyaç duydukları maddi imkanlara da sahip olmuşlardı.

Büyük Selçuklu Devleti kazandığı zaferlerle İran ve Türkistan bölgesinin hakimi haline gelmişti. Kısa sürede yeni seferler düzenleyen Tuğrul ve Çağrı Beyler Kirman, Cürcan, Hamedan ve İsfahan’ı ele geçirdiler. Dandanakan Savaşı’ndan sadece 1 yıl sonra, Büyük Selçuklu Devleti 1 milyon km2’lik alana hükmediyordu.

Türk dünyasının tartışılmaz lideri haline gelen Büyük Selçuklu Devleti artık İslam sancağını da almaya hazırlanıyordu. Bu dönemde Abbasi halifesi Şii Büveyhoğullarının baskısı altındaydı. Bağdat bile Şiiler tarafından kontrol ediliyor, Mekke ve Medine’de hutbe Fatımi halifesi adına okunuyordu. Bu durumdan rahatsız olan Abbasi Halifesi Kaim bi Emrillah Tuğrul Bey’den yardım istedi.

Tuğrul Bey 1055 yılında bizzat sefere çıkarak Bağdat üzerine yürüdü. Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in Bağdat’a girmesi üzerine Büveyhoğulları çatışmayı göze alamayarak Bağdat’ı terk ettiler. Artık Hilafet Şii baskısından kurtulmuştu.

Tuğrul Bey’in bu başarısı Halife tarafından “Doğu’nun ve Batı’nın Sultanı” unvanı verilerek onurlandırılmıştır. Bu seferden sonra İslam dünyasının askeri gücü Büyük Selçuklu olurken hilafet yalnızca dini bir müessese olarak devam etmiştir. Şii tehdidinin ortadan kaldırılması Tuğrul Bey’in İslam dünyasında otorite kurmasını kolaylaştırmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluş aşamasını başarıyla gerçekleştiren Tuğrul ve Çağrı Beyler birçok fetih hareketinde bulunarak Türk yurdunu genişletmişlerdir. Çağrı Bey 1060 yılında, Tuğrul Bey ise 1063 yılında vefat etmiştir.

Sultan Alparslan Dönemi

Sultan Alparslan - Türk Büyükleri
Sultan Alparslan

Türk tarihi altın devirlerine girerken Selçukluda taht mücadelesi başlamıştı. Tuğrul Bey’in erkek çocuğu olmadığından veliaht olarak Çağrı Bey’in büyük oğlu Süleyman’ı göstermişti. Çağrı Bey’in diğer oğlu Alparslan kardeşinin sultanlığını tanımadı ve başkente doğru harekete geçti. Durumdan haberdar olan Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış da tahtı ele geçirmek için harekete geçti. Alparslan’dan önce davranan Kutalmış başkent Rey’e vararak şehri kuşattı.

Zor durumda kalan Selçuklu veziri Amidül Mülk Alparslan’dan yardım isteyerek, Sultanlığın onun hakkı olduğunu belirtti. Hocası Nizamülmülk ile yolda olan Alparslan haberi öğrenince harekâtına hız verdi. Fakat Rey yakınlarına geldiklerinden yağmurlardan dolayı balçıklaşan toprak atların ve ordunun ağırlıklarının hareket etmesini engelliyordu. Bu durum karşısında taarruza geçip geçmemekte tereddüt eden Alparslan’a Nizamülmülk yol gösterdi. Taarruz etmesini ve Allah’ın izniyle zaferin kendisine bahşedileceğini anlattı. Hocasının da teşvikiyle harekete geçen Alparslan yapılan savaştan zaferle ayrıldı. Kutalmış savaş meydanın öldürüldü. Artık Büyük Selçuklu Devleti liderine kavuşmuştu.

Büyük Selçuklu hükümdarları arasında ismini en çok duyduğumuz şüphesiz ki Alparslan’dır. Bunun nedeni yaptığı birçok büyük fethin yanında Malazgirt zaferini de kazanmış olmasıdır. Türk tarihi onun sayesinde yeni bir sayfa açmıştır.

Sultan Alparslan tahta çıktığı ilk günden beri batıyı yani Anadolu’yu hedefliyordu. 1064 yılında çıktığı seferde Bizans topraklarına girerek, Kars ve Ani kalelerini ele geçirdi. İslam dünyası uzun zamandan sonra yeni bir cihada şahit oluyor ve İslam sancağı Selçuklu elinde yükseliyordu.

1065 yılında kargaşa yaratan Türkmen göçlerini düzene sokmak ve başıbozukları hizaya getirmek için Mangışak (Batı Hazar) bölgesine sefere çıkıldı. Burada bulunan Kıpçak halkları ve Türkmenler itaat altına alındı. Bu tarihten sonra yönünü tamamen Anadolu’ya çeviren Alparslan Gürcü ve Ermeni Prensliklerinin üzerine sefer düzenleyerek onları da itaati altına aldı. Bu sayede sorun çıkarabilecek engelleri teker teker kaldırıyordu.

Tarihler 1070’i gösterdiğinde Şii Fatımi Devleti Abbasi Halifesi üzerinde baskı kurmaya çalışıyordu. Bunun üzerine Halife, Sultan Alparslan’dan yardım istedi. Alparslan İslam’ın keskin kılıcıydı ve talebe olumsuz cevap veremezdi. Sefer hazırlıklarına başlayarak Fatımileri tamamen ortadan kaldırmak için Mısır’a doğru harekete geçti. Bunu fırsat bilen Bizans İmparatoru da büyük bir ordu toplayarak Anadolu seferine çıktı. Bizans İmparatoru Roman Diyojen’in amacı Selçukluyu tamamen ortadan kaldırarak, İslam beldelerini de yakıp yıkmaktı. İki ordu geri dönülmez bir biçimde karşı karşıya gelecekti.

1071 Malazgirt Savaşı – Türk’ün Yurdu Anadolu

Malazgirt Savaşı ve Büyük Selçuklu
Malazgirt Savaşı

Malazgirt Savaşı Türk tarihinde çok ayrı bir yere sahiptir. Anadolu’nun kapılarını açan ve yaşadığımız yerleri Türk yurdu haline getiren adım Malazgirt’te atılmıştır.

Bizans İmparatorluğu 11. yy’da büyük sıkıntılar içerisindeydi ve sürekli taht mücadeleleriyle uğraşıyordu. 1068 yılında dul Bizans Kraliçesi ile evlenen Komutan Romen Diyojen Bizans İmparatoru ilan edilmişti. Yeni İmparatorun tek amacı Türkleri Anadolu’dan çıkarmaktı. Bunun için uzun uğraşlar sonucunda ve Bizans’ın tüm hazinelerini kullanarak 200 bin kişilik ordu oluşturdu. Bu ordu birçok milletten oluşan paralı askerlerden teşekkül ediyordu.

Bizans ordusunun sefere çıktığını haber alan Sultan Alparslan, Mısır seferini yarıda keserek Muş’a doğru harekete geçti ve karargâhını Rahve ovasında kurdu. Alparslan harekete geçtiğinde Rey’e giderek savunmayı burada kuracağı bilgisini yaymıştı. Bu haber üzerine Rey’e doğru hareket eden Bizans ordusu Rahve yakınlarına geldiğinde tepelerin tutulduğunu ve Selçuklu kuvvetlerinin karargâh kurduğunu gördü. Alparslan Bizans ordusunu yanlış yönlendirerek, konum olarak üstünlüğü ele geçirmişti.

Selçuklu ordusunun mevcudu yaklaşık 50 bin kadardı. Kendilerinden sayıca çok üstün bir orduyla karşılaşacaklardı. Fakat en büyük avantajları tek amaç uğrunda birleşmiş Müslüman Türklerden oluşmalarıydı. Bizzat kuvvetleri bunun aksine paralı askerlerden meydana geliyordu. Sultan Alparslan Bizans kuvvetleri içerisinde soydaşlarının paralı asker olarak bulunduğunu öğrendiğinde casuslar göndererek işbirliğine davet etmişti. Peçenek ve Uz askerleri de soydaşlarına destek vermeyi kabul etmişti.

Malazgirt Savaşı 26 Ağustos Cuma günü başladı. Sultan Alparslan kefeni andıran beyaz kıyafetiyle en önde çarpışıyordu. Ok atışlarıyla düşmanı iyice yıpratan Selçuklu ordusu sahte ricata başlayarak düşmanı üzerine çekti. Bizans ordusu farkına bile varamadan hilalin içine girmişti. Selçuklu safına geçen Peçenek ve Uz Türkleri de Bizans ordusunun tamamen dağılmasını sağlamıştı. Bizans ordusu neredeyse tamamen imha oldu ve çok küçük bir kısmı kaçarak çekildi. Bizans İmparatoru Romen Diyojen de esir edilmişti. (3)

Malazgirt Savaşı Sonrası Büyük Selçuklu İmparatorluğu

Malazgirt savaşından büyük bir zaferle çıkan Alparslan, Bizans İmparatorunu affetmiş ve bir anlaşma yaparak İstanbul’a göndermişti. Anlaşmaya göre Bizans Selçuklu’ya tabii hale geliyordu. Fakat İmparatorun tahttan indirilerek öldürülmesi üzerine anlaşma geçerlilik kazanamadı.

Bizans ordusunu büyük oranda imha etmiş olan Alparslan komutanlarını görevlendirerek Anadolu’nun fethedilmesini emretti. Ayrıca komutanlara fethettikleri yerleri de yurt olarak verdi. Artık Anadolu’nun tapusu Türklerdeydi. Zaten bir yıl içinde Anadolu’nun büyük kısmı fethedildi ve Marmara kıyılarına kadar ulaşıldı.

Batı sınırlarını güvence altına alan Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan yönünü doğuya, yani Karahanlılar üzerine çevirmişti. Karahanlılar uzun süredir sorun çıkarıyordu, özellikle de Bizans ordusunun gelişini fırsat bilen Karahanlı beyleri sınır tacizlerini arttırmıştı.

Doğu seferine çıkan Alparslan Berzem Kalesi önlerine geldi ve uzun bir kuşatmadan sonra kaleyi ele geçirdi. Kalenin düşmesinden sonra kale komutanı Yusuf El Harezmî’yi huzuruna çağırtan Alparslan, bu hainin beklenmedik anda saldırması sonucu bıçaklanarak ağır yaralandı. Bıçak büyük ihtimalle zehirliydi ve koca Sultan’ın şehit olmasına neden olmuştu. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan 25 Kasım 1072 tarihinde öldürüldü.

Melikşah Dönemi – Büyük Selçuklu İmparatorluğu

Büyük Selçuklu Devleti Siyasi Harita
Büyük Selçuklu Devleti Siyasi Haritası – En geniş Sınırlar

Türk ve İslam tarihi Alparslan gibi birçok yiğide şahit olmuştur. Alparslan’ın oğlu Melikşah’ın da babasından kalır yanı yoktu. Onun zamanında Selçuklu İmparatorluk haline gelmiş ve öneminin süper gücü olmuştur.

18 yaşında tahta oturan Melikşah’ın en büyük yardımcısı veziri ve atabeyi olan Nizamülmülk’tü. Selçuklu Sultanları Alparslan ve Melikşah döneminin en iyi devlet adamına sahiptiler. Bu sayede Türk tarihi en parlak dönemlerinden birini yaşadı. Siyasi ve askeri dehalar bir araya geldiğinde bu gücün karşısında durulması imkansız hale geliyordu. Büyük Selçuklu Devleti de bu güce erişerek Tarih sahnesindeki yerini altın harflerle yazdırıyordu.

Sultan Melikşah tahta çıkar çıkmaz babasının şehit olmasına neden olan seferi tamamladı. Karahanlılar genç sultanın tecrübesiz oluşundan faydalanarak doğu sınırlarından toprak almak istiyorlardı. Fakat unuttukları şey Melikşah’ın yanında yılların tecrübesi Nizamülmülk bulunuyordu. Melikşah Karahanlıları ve Gaznelileri itaat altına alarak doğu sınırını güvence altına aldı.

Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Melikşah doğu seferinden dönünce amcasının isyanıyla uğraşmak zorunda kaldı. Kavurd Bey tahtı ele geçirmek için isyan etmiş ve başkente doğru ilerliyordu. Kavurd Bey isyanını bastıran Melikşah yönünü Anadolu’ya çevirmişti.

Anadolu’ya düzenlenen akınları devam ettiren Melikşah bir yandan da Fatımi sorunuyla uğraşıyordu. İslam dünyasına fitne sokan bu devlet ortadan kaldırılmalıydı. Fatımiler üzerine yapılan seferlerde Suriye ve Kudüs fethedildi. Selçuklu hakimiyeti her geçen gün genişliyor ve siyasi harita değişiyordu.

Melikşah döneminde siyasi harita birçok kez değişime uğradı. Bahsettiğimiz üzere bu dönem devletin en parlak çağıydı. Fetihler hız kesmeden devam ediyordu. 1078-1079 yıllarında Gürcüler üzerine sefer düzenlendi ve buradaki prenslikler itaat altına alındı. 1086 yılında Selçuklular Hicaz, Yemen ve Aden Körfezinde de hakimiyeti sağlamışlardı. 1089 yılında Melikşah tekrar Doğu seferine çıktı. İyice zayıflamış olan Karahanlıları mağlup ederek, Buhara ve Semerkant’ı fethetti. Böylelikle siyasi harita bir kez daha değişmiş ve Batı Karahanlı Selçuklu Devleti himayesine girmişti.

Sultan Melikşah’ın Son Dönemi

Sultan Melikşah’ın son dönemlerinde Nizamülmülk ile arası açılmıştı. Fitne peşinde koşanlar iki büyük Türk büyüğünün arasını açmayı başarmıştı. 1092 yılında bir suikast sonucunda önce Nizamülmülk öldürüldü. Birkaç ay sonra da Melikşah zehirlenerek öldü.

Sultan Melikşah son sultan değildi belki ama son güçlü sultan olduğu kesindir. Melikşah’ın ölümünden sonra çıkan taht kavgalarında devlet çok yıprandı ve güç kaybetti. Türk tarihinin en büyük sınırlarına ulaşan Büyük Selçuklu Devleti büyük bir hızla çöküşe geçti.

Büyük Selçuklu Devleti Yıkılışı

Türk tarihi Büyük Selçuklu kadar ihtişamlı çok az devlet görmüştür. Fakat bu parlak dönem çok uzun sürmemiştir. Gerek Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin faaliyetleri gerekse de makam peşinde koşan fitnecilerin iftiraları devleti çöküşe götürmüştür. Nizamülmülk ve Melikşah’ın ölümünden sonra istikrar sağlanamamıştır. Çok uzun bir süre taht kavgalarıyla geçmiştir.

Melikşah’ın ölümü üzerine veliaht olan Berkyaruk tahta geçti. Fakat amcası Tutuş, Berkyaruk’un hakimiyetini tanımayarak isyan etti. Uzun süren mücadeleler sonunda Tutuş öldürüldü. Tutuş’un ölümü taht mücadelelerini sonlandırmadı. Berkyaruk’un kardeşi Muhammed Tapar da isyan ederek tahtta hakkı olduğunu iddia etti. Berkyaruk ve Muhammed Tapar arasındaki mücadeleler uzun süre devam etti. Sonunda Berkyaruk ve Muhammed Tapar ayrı alanlarda hakimiyet kurdular. Yalnızca Büyük Kağan olarak Berkyaruk kabul edildi.

Berkyaruk 1104 yılında öldüğünde henüz 25 yaşındaydı. Onun yerine Büyük Selçuklu tahtına Muhammed Tapar geçti. Bu dönemde Büyük Selçuklu Devleti çok büyük zararlara uğramıştı. Hakimiyet alanı iyice daralan Selçuklu Haçlı saldırılarına da karşı koyamadı. Haçlı saldırıları devletin parlak döneminde başlasa karşılarında kocaman bir set bulacaklardı. Fakat Selçuklunun güçsüz olması ilk Haçlı Seferi’nin başarılı olmasına neden oldu.

Muhammed Tapar 1118 yılında vefat etti. Yerine oğlu Mahmut Selçuklu hükümdarı oldu. Mahmut’un hükümdarlığı uzun sürmedi ve Sencer tarafından tahttan indirildi. Artık son Sultan Sencer hükümdarlığı devralmıştı. Sultan Sencer tahta oturduktan sonra kısa süreli bir toparlanma yaşandı. Sultan birçok yeri itaat altına alarak devletin eski gücüne dönmesi için adımlar attı. Bu süreç Karahitayların Selçuklu topraklarına girmesiyle çok uzun sürmedi.

1141 yılında Karahitaylar ile yapılan Katvan Savaşı Selçuklu Devleti’nin iyice zayıflamasına neden oldu. Artık Selçuklunun ve Sultan Sencer’in hiçbir itibarı kalmamıştı. Katvan Savaşı Selçukluyu zayıf düşürdüğünden Sultan Sencer Türkmenlere yönelmiş ve onları itaat altında tutmaya çalışmıştı.

Türkmenlerin vergi vermek istememesi ve daha geniş yerler talep etmesi Sultan Sencer tarafından reddedildi. İsyan eden Türkmenler Sultan Sencer’i esir aldılar. Sultan serbest bırakılmasına rağmen, daha fazla dayanamayarak vefat etti. Son Sultan Sencer olmuştu. Onun 1157 yılında vefat etmesiyle Büyük Selçuklu Devleti tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı.

Büyük Selçuklu Yıkıldıktan Sonra Ortaya Çıkan Devletler

Malazgirt Sonrası Türk Beylikleri
Türk Beylikleri

Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılmasıyla siyasi harita büyük oranda değişmişti. Anadolu’da Türk beylikleri ortaya çıkarken, birçok Selçuklu ardılı devlette bağımsızlık kazanmıştı.

Uzun süre kabiliyetli Selçuklu Sultanları başa geldiğinden devlet hızla büyümüş ve çok büyük alanlarda hakimiyet kurmuştu. Melikşah’ın ölümüyle yaşanan taht kavgaları geri dönülmez sonun başlangıcı oldu. (4)

Büyük Selçuklu yıkıldıktan sonra Anadolu’da Türk beylikleri oluştu. Ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti de kendini varis olarak görerek birçok beyliği bünyesine katarak Anadolu’nun büyük bölümüne hakim oldu. İşte Selçuklu yıkıldıktan sonra ortaya çıkan devletler;

  1. Irak Selçukluları (1092 – 1194)
  2. Kirman Selçukluları (1092 – 1187)
  3. Suriye Selçukluları (1092 – 1117)
  4. Anadolu Selçukluları (1075 – 1308)

Türk Beylikleri

  • Saltuklular (1072-1202)
  • Mengücekler (1080-1228)
  • Danişmentliler (1080-1178)
  • Artuklular (1102-1409)
  • Çaka Beyliği (1081-1093)
  • Sökmenoğulları
  • Dilmaçoğulları
  • Çubukoğulları
  • Tanrıvermişoğulları
  • Yınaloğulları

Yazar Hakkında
Toplam 32 yazı
Sergen Demirtaş
Sergen Demirtaş
Yorumlar (2 yorum)
Silkroad Online
Silkroad Online Cevapla
- 21:10

Bitirme tezi olarak kullanılabilecek şekilde kaliteyle yazılmış makale paylaşımınız için teşekkürler. Sitenizin hak ettiği yere gelmesini canı gönülden isterim. Türk tarihi ile alakalı yanlış bildiklerimize güzel cevaplar vermişsiniz.

Fahrican usta
Fahrican usta Cevapla
- 22:55

Biraz uzun ve detaylı bir yazı olmuş Selçuklu Devleti’nin bu denli köklü olduğunu her Türk gencinin bilmesi lazım şuan okullardaki tarih dersleri bence değiştirilmeli ve tarihimiz daha detaylı bir şekilde anlatılıp öğrencilerinde bunları öğrenip anlatabilecek seviyeye getirilmesi gerek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara