Nizamülmülk Hayatı

Büyük Devlet Adamı Nizamülmülk – Türk Büyükleri

En önemli Türk büyükleri arasında gösterilen Nizamülmülk’ün asıl ismi Hasan (Ebu Ali Kıvamuddin Hasan b. Ali b. İshak Et-Tusi)’dır. 10 Nisan 1018’de Tus şehrinde doğdu. Babası Ali b. İshak Nukan kasabasının ileri gelenlerindendi ve Tus şehrinin amili olarak görev yapıyordu. Nizamülmülk’ün doğduğu dönemde Tus şehri Gazneliler hâkimiyetindeydi. Bu nedenle babası da Gazneli Devleti’ne hizmet ediyordu.

Nizamülmülk’ün GençliğiNizamülmülk Siyasetname

Annesi küçük yaştayken vefat eden Nizamülmülk, sütanneleri tarafından büyütüldü ve 11 yaşında hafız oldu. Babası eğitim görmesi için hiçbir masraftan kaçınmadı. Halep, Isfahan, Nişabur ve Bağdat’ta döneminin en önemli alimlerinden dersler aldı.

Ders aldığı en önemli hoca el-Kuşeyri olarak bilinmektedir. El-Kuşeyri için döneminde “Taşa hitap etse eritir, meclise şeytan getirip bağlasan ona bile tövbe ettirip gönderir.” denilmekteydi. Eğitimlerinden sonra ilk memuriyetine Gazneli Devleti’nde başladı. Babasıyla birlikte Horasan valisi Ebul Fazl’ın yanında görev yapmaktaydı. Bu durum Horasan’ın Selçuklu hâkimiyetine geçmesine kadar devam etti.

Selçukluların Horasan’ı Hâkimiyet Altına Alması ve Nizamülmülk’ün Durumu

Selçuklular öncelikli olarak barış siyaseti izlemiş ve Gaznelilerden yalnızca konaklamak için yer gösterilmesini istemişlerdir. Fakat Türkmenlerin dağınık bir şekilde ülkesine girmesinden memnun olmayan Sultan Mesud, Selçuklulardan topraklarını derhal terk etmesini istedi. Bunun üzerine yaşanan Nesa (1035), Serahs (1038) ve Dandanakan (1040) savaşlarında Selçuklular zafer elde ederek, tarih sahnesindeki yerini aldı. Horasan vilayeti de bu savaşlardan sonra Selçuklu Türkmenlerinin eline geçerek başkent yapılmıştır. Oluşan savaş ortamı ve Horasan’ın el değiştirmesi Nizamülmülk ve babasını tedirgin etmiştir. Bunun üzerine Tus şehrinden ayrıldılar ve Gazne’ye gittiler.

Gazne’de bir süre kalan Nizamülmülk, Selçukluların memur ihtiyacından da yararlanarak Selçuklu hizmetine girdi. Önce Belh valisi İbn Şadan’ın kâtipliğini yaptı. İyi eğitimli, dürüst ve çalışkan karakteriyle de kısa sürede göze girmeyi başardı. Fakat ön plana çıkması, istenmeyen gözleri de üstüne toplamasına neden oldu. Zamanla İbn Şadan ile arası açıldı ve bir dönem zindana atıldı. Birçok alimin ve şehrin ileri gelenlerinin ricası üzerine zindandan çıkarıldı. Fakat zindandan çıkınca tüm mallarına el konulmuş olduğunu ve artık Belh’te hiçbir varlığının kalmadığını öğrendi. Bunun üzerine kendini Türk büyükleri arasına sokacak ilk adımı atmaya karar verdi. Gidecekti ve devletin ikinci adamından himaye isteyecekti. Dostlarından bulduğu çok az bir miktar parayla (7 dinar) yola düştü ve Merv şehrine Çağrı Bey’in yanına vardı.

Bilge Vezir Nizamülmülk Hak Ettiği Mertebeye Ulaşıyor

Nizamülmülk AlparslanÇağrı Bey Selçuklunun bilenmiş kılıcıydı ve alimlere gösterdiği hürmet ile de bilinmekteydi. Bir yolunu bulup Çağrı Bey’in huzuruna çıkmayı başaran Nizamülmülk, uzun uzun kendinden bahsetti. Çağrı Bey sıkılmadan, karşısında alimce konuşan bu genci dinledi. Nizamülmülk Çağrı Bey’in huzuruna çıktığında henüz yirmili yaşlarındaydı. Çağrı Bey görüşmenin sonunda beklenmedik bir şekilde oğlu Alparslan’ın huzura getirilmesini emretti. Alparslan geldiğinde de ona dönerek “Oğul bu adam senin hocandır. Benden sonra onu baba bil ve söylediklerine kulak ver.” diyerek biranda Nizamülmülk’ü atabeylik görevine getirdi.

1059 yılına gelindiğinde Çağrı Bey vefat etti. Çağrı Bey’in vefatından sonra Alparslan Horasan meliki oldu. Bu dönemlerde hocası Nizamülmülk her zaman yanındaydı. 1063 yılında Tuğrul Bey vefat etti ve biranda taht kavgaları baş gösterdi. Tuğrul Bey öldüğünde erkek evladı yoktu ve tahta kimin geçeceği belli değildi. Alparslan kardeşleriyle ve amcasıyla taht mücadelesi vermek zorunda kaldı. En ciddi mücadele Kutalmış’a karşı verildi ve Nizamülmülk’ün dirayeti ve tavsiyeleri sayesinde savaş kazanıldı. Savaş alanının çamur olması Alparslan’ı hücuma geçip geçmeme konusunda kararsız bırakmıştı. Tam da o anda zaferin Allah’ın izniyle kendisine bahşedildiğini söyleyen atabeyinin tavsiyesini dinledi ve hücuma kalktı. Bu savaş sonunda Alparslan Büyük Selçuklu tahtına oturmayı başardı.

Türk Büyükleri – Vezir Nizamülmülk

1064 yılında Rey şehrine girerek tahta oturan Alparslan vezirlik makamına hocası Nizamülmülk’ü getirdi. Aslında Nizamülmülk ismi tam da vezirliğe getirildiği bu dönemde Abbasi Halifesi Kaim bi Emrillah tarafından verildi. Vezir Nizamülmülk Malazgirt savaşı hariç tüm seferlerde Sultan’ın yanında yer aldı. Malazgirt savaşına katılamamasının nedeni ise aslında devletin onun himayesinde sağlama alınmak istenmesiydi. Yenilgi ihtimalini de düşünen Alparslan vekâletini Nizamülmülk’e vererek devletini, eşini ve evlatlarını emanet etti.

1072 yılında Berzem Kalesi’nin düşmesi üzerine kale komutanını kabul eden Alparslan, kale komutanı Yusuf Harezmî tarafından suikasta uğradı. Hançerle ağır yaralanan Sultan bir süre sonra vefat etti. Alparslan hayattayken oğlu Melikşah’a biat edilmesini vasiyet etmişti. Melikşah bunun üzerine Nizamülmülk’ün desteğiyle tahta oturdu.

Melikşah döneminde devlet otoritesi tam anlamıyla Nizamülmülk’ün eline geçmişti. Sultan ona o kadar çok güveniyordu ki, tüm devlet işlerini ona devretti. Bu dönemde Büyük Selçuklu Devleti en ihtişamlı devrini yaşadı ve en geniş sınırlarına ulaştı.

Devlet içerisinde tüm ipleri eline alan Nizamülmülk, bazı kesimleri rahatsız etmeye başladı. Özellikle vezirlikte gözü olan Tacülmülk Ebul-Ganaim her fırsatta bilge veziri sultana şikâyet eder hale geldi. Melikşah’ın veliahdının kim olacağı konusu da Terken Hatun’un vezire cephe almasına neden oldu. Terken Hatun oğlu Mahmud’un veliaht olmasını isterken, Nizamülmülk daha büyük olan Berkyaruk’un veliaht olmasını istiyordu. Neticede Nizamülmülk’ün istediği oldu ve Berkyaruk veliaht ilan edildi. Fakat bu durum tüm şimşekleri de vezirin üzerinde topladı. Terken Hatun Sultan Melikşah’ı ikna ederek otoriteyi eline almasını ve Nizamülmülk’ü azletmesini istiyordu.

Türk Büyükleri Karşı Karşıya Geliyor

Tüm baskılar Melikşah’ın da Nizamülmülk’e cephe almasını sağladı. Sultan gönderdiği haberde “Ey Vezir! Saltanatta benim ortağım mısın ki” diye başlayarak “Vezirlik alameti olan divitini önünden, sarığını da başından alıp seni azletmemi mi istersin?” hitabında bulundu. Nizamülmülk oğlu gibi sevdiği, saltanatı için canını esirgemediği Sultan’ın bu hitabına oldukça içerledi ve cevap olarak şu haberi gönderdi. “Unutmasın ki Sultan’ın saltanatı vezirliğim ile baki ve devleti benim ile ber-devamdır. Benim sarığımla onun tacı birbirine bağlıdır. Eğer benim vezirlik sarığım giderse, bilsin ki onunda hükümdarlık tacı gider.

Bu çekişme çok uzun sürmedi. Birkaç ay sonra Ekim 1092’de Nizamülmülk, bir haşhaşi fedaisi tarafından harçerlenerek öldürüldü. Yapılan bu suikast aslında vezire değil devleteydi. Nizamülmülk’ün ölümünden hemen sonra Melikşah’da vefat etti. Aslında Bilge Vezir’in dediği gibi vezirlik sarığıyla hükümdarlık tacı birbirine bağlıydı. Türk büyükleri ölünce devlet çıkmaza sürüklendi, taht kavgaları başladı ve birçok eyalet devlet otoritesinden ayrıldı. Büyük Selçuklu bir daha kendini toplayamadı. Bu iki büyük şahsiyetin ölümü, devletin çöküşünü de başlattı.

Nizamülmülk’ün Türk Dünyasına HizmetleriTürk Büyükleri - Nizamülmülk

Nizamülmülk Selçuklu Devleti’ne en ihtişamlı dönemini yaşatmasının yanı sıra ilme de çok önem veriyordu. Özellikle zamanında kurulan Nizamiye Medreseleri ilim merkezleri haline geldi. Ülkenin dört bir yanında iyi yetişmiş alimler ortaya çıkardı. Bu sayede Şii-Batıni tazyiki altında olan Sünni düşünceyi korumayı başardı. Bâtınilere karşı hem sahada hem de ilmi anlamda savaş verdi. Bu durumda Nizamülmülk’ü Bâtınilerin en büyük düşmanı haline getirdi.

Askeri ikta sistemi de Nizamülmülk’ün eseridir. Bu sistem sayesinde ülkenin toprak sistemi oturdu ve ücret ödemeden devasa bir ordu kurulabildi. Devlet yönetimini tamamen baştan dizayn etti ve birçok divanı bizzat kendisi kurdu.

Devrindeki ve daha sonraki devirlerdeki devlet yöneticilerine yol göstermesi amacıyla Siyasetname adlı eserini kaleme aldı. Bu eserde devletin aksaklıklarından, devleti yönetenlerin nasıl davranması ve nasıl kararlar alması gerektiğinden bahsetti. Kitabını ayetlerle, hadislerle ve kıssalarla süsleyerek de edebi ve tarihi anlamda bir başyapıt olmasını sağladı.

Nizamülmülk dürüst ve adil kişiliyle tanındı. Her zaman adalete önem verdi. İster halktan olsun, isterse yönetici tabakadan herkese karşı eşit ve adil davranılması gerektiğini belirtti ve yönetiminde de bunu uyguladı. Son olarak Nizamülmülk’ün meşhur sözüyle yazımızı sonlandıralım.

Adalet Mülkün Temelidir!

Yazar Hakkında
Toplam 32 yazı
Sergen Demirtaş
Sergen Demirtaş
Yorumlar (1 Yorum)
Mavi
Mavi Cevapla
- 07:53

Neden hep sünni gelenekten gelen devlet adamları ve komutan ve Alimler süslenerek anlatılmış
Aslında Nizamülmülk te dönemin sadettini değilmi ortaya böyle bir sonuç çıkmaktadır kendi çıkarları uğrunda hareket eden ben varsam devlet var ben yoksam devlet yok tıpkı sadettin
Günümüzün yapısına çok benzemekte oldukçada fazla benziyor bu tarihe bir nottur 27 07 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara